sonsuzluk ve bir gün

Bugün kalabalıkla birlikte metrobüse binme mücadelesi verirken sordum kendime: Bu kalabalığın içinde ne işin var? Aklında boş yollar, çiçekli bahçeler, ağaçlar, dağlar varken.

Hastaneye gittim, camdan ağaçların rüzgârla sallanışını izledim. Burada, iyileşmek ve iyileştirmek için verilen bunca mücadelenin içinde televizyondan savaş, çatışma, ölüm haberleri geliyordu.

Ben çıkarken hastane koridorunda bir adam ilk adımlarını atar gibi yavaş, zorlukla yürüyen bir kadına yardım ediyordu. Bir kenarda durup onların geçmesini bekledim. Kadının gözleri şimdiye dek gördüğüm en yorgun gözlerdi.

Kulaklarımda şu müzik, zihnimde şu görüntülerle eve yürüdüm.

YAĞMUR DUASI
Ben geldim geleli açmadı gökler
Ya ben bulutları anlamıyorum
Ya bulutlar benden bir şey bekler
Hayat bir ölümdür aşk bir uçurum
Ben geldim geleli açmadı gökler

Bir yağmur bilirim bir de kaldırım
Biri damla damla alnıma düşer
Diğerinde durup göğe bakarım
Ne şehir ne deniz kokan gemiler
Bir yağmur bilirim bir de kaldırım

Nedense aldanmış bir gece annem
Bir kadın gömleği giydirmiş bana
İşte vuramadı gökler bana gem
Dinmedi içimde kopan fırtına
Nedense aldanmış ilk gece annem

Biri çıkmış gibi boş bir mezardan
Ortalıkta ölüm sessizliği var
Bana ne geldiyse geldi yukardan
Bana ne yaptıysa yaptı bulutlar
Biri çıkmış gibi boş bir mezardan

İyi ki bilmiyor kalabalıklar
Yağmura bakmayı cam arkasından
İnsandan insana şükür ki fark var
Birine cennetse birine zindan
İyi ki bilmiyor kalabalıklar

Yağmur duasına çıksaydık dostlar
Bulutlar yarılır gökler açardı
Şimdi ne ihtimal ne imkan var
Göğe hükmetmekten kolay ne vardı
Yağmur duasına çıksaydık dostlar

Ben geldim geleli açmadı gökler
Ya ben bulutları anlamıyorum
Ya bulutlar benden bir şey bekler
Hayat bir ölümdür aşk bir uçurum
Ben geldim geleli açmadı gökler

Sezai KARAKOÇ

YAĞMUR DUASI

Ben geldim geleli açmadı gökler

Ya ben bulutları anlamıyorum

Ya bulutlar benden bir şey bekler

Hayat bir ölümdür aşk bir uçurum

Ben geldim geleli açmadı gökler

Bir yağmur bilirim bir de kaldırım

Biri damla damla alnıma düşer

Diğerinde durup göğe bakarım

Ne şehir ne deniz kokan gemiler

Bir yağmur bilirim bir de kaldırım

Nedense aldanmış bir gece annem

Bir kadın gömleği giydirmiş bana

İşte vuramadı gökler bana gem

Dinmedi içimde kopan fırtına

Nedense aldanmış ilk gece annem

Biri çıkmış gibi boş bir mezardan

Ortalıkta ölüm sessizliği var

Bana ne geldiyse geldi yukardan

Bana ne yaptıysa yaptı bulutlar

Biri çıkmış gibi boş bir mezardan

İyi ki bilmiyor kalabalıklar

Yağmura bakmayı cam arkasından

İnsandan insana şükür ki fark var

Birine cennetse birine zindan

İyi ki bilmiyor kalabalıklar

Yağmur duasına çıksaydık dostlar

Bulutlar yarılır gökler açardı

Şimdi ne ihtimal ne imkan var

Göğe hükmetmekten kolay ne vardı

Yağmur duasına çıksaydık dostlar

Ben geldim geleli açmadı gökler

Ya ben bulutları anlamıyorum

Ya bulutlar benden bir şey bekler

Hayat bir ölümdür aşk bir uçurum

Ben geldim geleli açmadı gökler

Sezai KARAKOÇ

"Şâd ey aşk-ı hoş-i sevdâ-yi mâ

Ey tabîb-i cümle illet-hâ-yi mâ

Ey faydası  hoş olan ve bütün illetlerimizin, marazlarımızın hastalıklarımızın devâsı olan aşk, şâd ol sen!”

Hz. Mevlânâ / Mesnevî-i Şerîf

“Dua süresini belirleyen kum saatine dua etmeden bakan bir keşişin, kulak paralayan gürültüler duyduğunu nerede okumuştum? Kum saatinde zamanın yıkılıp gidişini duymuştu birden. Kol saatlerimizin tik-takı o kadar kaba, mekanik anlamda o kadar kesik kesik ki, kulaklarımız akıp giden zamanı duyacak kadar keskin değil artık.”

Gaston Bachelard / Mekânın Poetikası