“kalp bir nazarlık gibi asılıydı gökte

gök dedim siz bir kelimeye sığmayan kuşlar anlayın

keşke güvercin olaydım demiş füruğ

sonraya bırakılmış bütün öncelerin ortasında

bu dünya sevmek için çok mu küçük?

o güzelim otlar bir Meksika dalgasıyla

son ilahisini rüzgârın uğuldarken

içimizden biri âdem olsun

balçığı henüz karılmış, çokça şaşkın

veya cennetten yeni düşmüş, biraz mahcup.

belki bir nazargâh bulmalı önce:

gözlerini okyanus olarak kullanabilen çocukların

bir dünya karesindeki tek temiz gülüşü.

insan nedir diye soramayan teoriler, hipotezler

insan bir ayrılık ölçüsü olarak göz ve buğday.

göz dedim siz rutubetsiz odalar anlayın

3+1, köşelere şiir yerine holigan sehpalar

kenarlara akvaryum, düzlüklere silikon vadisi

sayfaları çevirince saksıda kıbleye bakan bir çiçek

bir şiirde çiçek geçiyorsa eninde sonunda patlamalı.”

Ahmet Edip Başaran / İçimizden Biri Adem Olsun

“İrfanın kitapla edinilebileceğine inanıyor insanlar. Böyle bir şey yok. Hak sırrı, bir’den bir’e intikal eden bir şey. Yaşanan, üstelik tenhada yaşanan bir şey. Ve tümüyle dile getirilmeyen bir hal. Ben gerçek bir derviş öyküsünün peşine düştüm. Bu bile doğru şey değil. Yazmamak, yaşamak lazım. Ama öteden beri dervişlerin menkıbeleriyle ilgileniyordum. Menkıbeler beni çok etkiliyordu. Bir sürü şey yazmışım. Dönüp bakınca işin hakikatinden ne kadar uzak olduğumu fark ettim. Hakiki bir derviş tanıyınca da bunu anlamak istedim.”

İtibar Ağustos sayısı Sadık Yalsızuçanlar söyleşisi’nden